BİR AFGANİSTAN MACERASI
Süleyman Abi’nin kahvesinden çıkıp bir sigara yaktım. Yol uzundu. Yolun adı Afganistan’dı. Nasıl böyle bir karar verdiğimi kime söyledimse inanmadı. Herkes işin içinde bir sır olduğunu düşündü. Oysa amacım ne seyahat etmek, ne Amerikan ordusunu yerle bir etmek, ne de çok güzel fotoğraflar çekip yol maceramı anlatarak, mahallenin güzeli Cevriye'ye hava atmaktı. Amacım sadece dört harf iki heceden oluşan en kirli icada sahip olmaktı. Para. Evet, amacım sadece para kazanmak ve kazandığım parayla bizim mahalleye kral bir manav açmaktı. Bunun için Afganistan'a mı gidilir arkadaşım demeyin. Gidilir. Bizim mahallede ne kadar işletme varsa başvurdum çalışmak için. Okul hayatımın anaokulundan terk olduğunu duyunca kimse almadı beni işe. Eskiler satan, eskiler alıp yeniler hiç satmayan, Bordeaux doğumlu, kaba sakallı Model Şükrü abiye borcum var üstelik. Adamcağızı zor bela ikna edip kırmızı bir deniz topu almamın üzerinden tam 37 gün geçmiş. Cevriye'ye verecektim topu utandım, ve...