Kayıtlar

Haziran 29, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oyuncak Kaçakçısı

Saat üçü çeyrek geçe penceremden dışarı bakıyorum ve yine o soğuk, çirkin, midesi bulanmış bir deniz otobüsü yolcusunun suratına benzer halde duran şehri izliyorum. Şehir esasında hep böyledir. Sadece üçü çeyrek, dokuzu on ya da on ikiyi yarım geçeye mahsus bir durum değildir bu. Eğer bilmediğim bir zaman dilimi varsa şu dünya üzerinde belki o anlarda güzeldir. Ama birden on ikiye kadar belirlenmiş zaman mekanizmasının hiçbir saniyesinde güzel değildir şehir. Renksiz, bol dumanlı, barındırdığı betonlar kadar serttir. Penceremden dışarı baktığımda içinde yaşadığım inden hiçbir farkı olmayan, sanki hiç yok ölmeyecekmiş gibi mağrur, hiç yıkılmayacakmışçasına dik duran, bir firavun edasıyla etrafı süzen apartmanlar, bahçelerinde yine taştan masalar ve tabureler görülür. Bu saydıklarımdan başka otomobilleri ve doğalgaz borularını saymazsak başka hiçbir şey yoktur sokağımda. Toprağın rengi ya da ağaçların rüzgârla olan münasebeti sırasında çıkardığı seslerden fazla haberdar değilim. Ama ö...