ŞAPKALI ADAM
ŞAPKALI ADAM Şehrin henüz matlaşmaya başlamadığı uzak bir köşesinde yaşardı o. Yalnızdı. Bir arkadaşa ihtiyaç duymadığını, şehrin dar sokaklarından hızlageçerken kendi kendine konuşmasından anlamıştım. Böyle bir yargının ne kadar doğru olduğu konusunda kuşkuluyum. Ama onun, şehirden elini eteğini çekene kadar kimseyle dostluk kurduğunu görmedim. Kimseye âşık olduğuna, şiir yazdığına, şaka yaptığına ve kendisine de şaka yapıldığına şahit olmadım. Uzun saç ve sakalından,garipgiyiminden onun pekâlâ deli olabileceğini düşünebilirdim. Birkaç kez kahverengi şapkasıyla kavga ettiğini ve olanca hıncıyla ona bağırdığını görsem de onun deli olduğunu düşünmedim. Peki, peki… Onun çıldırmış olabileceğinidüşündüm. Bir keresinde yıkadığı şapkasına, onu tanımadığı birinin çamaşırlığına astığı sırada, ettiği sözleri duyunca bu adam delirmiş dedim. Bunları anlatmanın nedeni, adını bilmediğim için kendisine Şapkalı Adam lakabını taktığım kişiyi sizlere anlatma isteğimdir.Aslında sırf şapkasıyla ...