HELGA VE KISA SÜREN AŞKIMIZIN HİKAYESİ
Sultan Ahmet civarı… Kafam bozuk, cebimde 45 kuruş artı iki basımlıkakbil var. Yüküm ağır anlayacağınız. Durup durup çok kalabalık değil mi yahu burası diyorum. Ne çok insan var, muhtemelen bir daha göremeyeceğim hiçbirini. Havada hiç âşık olacak bir durum yok. Evden çıkmadan evvel annem“âşık olup başımıza ekşime” diye tembihlemişti zaten. Eyvallah dedim eyvallah anne. Âşık olmam, ama on lira verirsen de fena olmaz hani. 45 kuruşum ve iki basımlıkakbilim var! Cep delik cepken delik yürüyorum başım önde. Yanımdan insanlar geçiyor: - O kam on men vat a vandırfıl siti. - IchmöchtenichtdieWelt, wenn es gegebenwird. - Je suis belle, ô mortels! comme un rêve de Pierre. - 辞書 , 辞典 , トルコ語悪阻ドッペルゲンガー . Ne diyor yahu bu insanlar? Neden bu kadar şaşkın şaşkın konuşuyorlar? Yoksa, yoksa fukaralığımı fark ettiler de ona mı şaşırıyorlar? Sanmam. Öyle olsa karşımdaki şu şişman İngiliz elindeki döneri yerlere döke saça yemezdi. Her neyse daha fazla sinirlenmeden buradan uza...