Pardon Patron

Patron, durup durup erken kalk diyorsun. yapamam patron yapamam. günün ilk ışıklarıyla doğan vahşete, geçim sıkıntısına, tütünsüzlüğe, laçkalaşmış aşklara, yalan söyleyen modern tıpa, tükürükler saçarak beni arayan alacaklılara ve sahte dostlara ve daha nicelerine çapaklanmış gözlerimle selam çakamam patron.

Üstelik sen de biliyorsun, asıl erken kalkmak tembellerin işidir. zifiri  karanlığı gözünü kapatarak geçiren korkakların işidir erken kalkmak patron. sen de biliyorsun bunu. sahi biliyor musun?

Patron bana başarıdan söz ediyorsun. vakitlice gelmek ve vakitlice gitmekten dem vuruyorsun. oysa yaşam hiç vakitlice davranmaz insana. belki ben, bir sonraki harfi yazmadan öleceğim. belki de sen, bu cümlemi okuduktan sonra öleceksin. ve eğer ölürsen arkadan küfür etmeyeceğim merak etme patron.

sen hiç vakitlice aşık oldun mu patron? vakti gelsin de ciğerim yana yana aşık olayım dedin mi? vakitsizce gelen bir aşk yüzünden Üsküdar banklarıyla ünsiyet kurduysam beni nasıl suçlarsın? haydi gel yeryüzündeki bütün saat kulelerine sövelim. dijital dünyalarımıza daha çok sıfır ve bir ekleyelim!

Japonlarla aram bozuk patron. hiç bir japon icadı alarm daldığım hülyalardan uyandıramadı beni henüz. çin malını da denedim ama o vakit sahte hayaller dolduruyordu rüyamı vazgeçtim.

biyolojik saatimi şehrin en tenha anına kurdum patron. sen uyurken ben mesaideyim, ben uyurken sen mesaide!

Lafın kısası patron, beni kovup yerime bir robot aldığın zaman ve o gün güller yeni açmış olacak, inan bana umurumda olmayacaksın.

ben ise Üsküdar banklarından birinin üstüne yatmış tellendirirken sigaramı -ki o zaman sen pirelere olimpiyat düzenletiyor olacaksın-

okuyacağım en aşık şiirimi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZİHİN DUVARLARININ ÖTESİNDE

SİZLER ÖZEL DEĞİLSİNİZ!

MAHALLE